içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

SAMSUN KESK KADIN MECLİS: SAÇIMIZIN TELİNE, HAKLARIMIZA, ÖZGÜRLÜĞÜMÜZE SAHİP ÇIKIYOR, DİRENİŞİ BÜYÜTÜYORUZ!”

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle Samsun KESK Kadın Meclisi adına Ayşe Anar, “Ve bu 25 Kasım’da da; şiddete, cinsiyetçiliğe, savaşa, yoksulluğa karşı; eşitlik, adalet, barış ve özgürlük için alanlardayız” dedi.

SAMSUN KESK KADIN MECLİS: SAÇIMIZIN TELİNE, HAKLARIMIZA, ÖZGÜRLÜĞÜMÜZE SAHİP ÇIKIYOR, DİRENİŞİ BÜYÜTÜYORUZ!”

 

 

MEHMET REBİİ ÖZDEMİR

KESK Samsun Kadın Meclisi adına ESM Kadın Sekreteri Ayşe Anar’ın açıklamasının öne çıkan başlıkları şöyle.

“25 Kasım Kadına Şiddeti Önleme Günü 62 yıl önce Dominik Cumhuriyeti'nde faşist diktatöre karşı demokrasi, özgürlük talebiyle direniş bayrağını yükselten Mirabel Kardeşlerin mirasını devralan kadınlar her türden baskıcı, faşizan yönetimlere karşı direniş geleneğine sahip çıktıklarını, İran’da katledilen Mahsa Amini’nin ardından diktatörlüğe, otoriter rejimlere, ataerkilliğe karşı dünyanın her yerinden yükselen direnişleriyle bir kez daha göstermişlerdir. Ve bizler bugün dünyanın dört yanında eşitsizliği, yoksulluğu, savaşları ve şiddeti üreten erkek egemen kapitalizme karşı isyanımızı, kadın dayanışmasının sınırları aşan gücüyle buluşmak ve itirazlarımızı hep birlikte daha fazla duyurmak için yine alanlardayız” diye ifadelerde bulundu.

BİZ KADINLAR ERKEK DEĞİL, GERÇEK ADALET İSTİYORUZ!

KESK Kadın Meclisi adına konuşmasını devam ettiren Anar; “Geçtiğimiz 25 Kasım'dan bugüne erkek şiddeti hız kesmeden devam etmiş. Son on ay içerisinde 337 kadın katledilmiş, 190 şüpheli kadın ölümü gerçekleşmiş. 2022 yılında öldürülen kadınların yüzde on yedisi failler hakkında uzaklaştırma kararı olmasına rağmen katledilmiş. Erkek yargı her fırsatta kadın katillerine iyi hal ve haksız tahrik indirimi için gerekçe bulmaktan geri durmamıştır. Gerici, cinsiyetçi ve homofobik temelde oluşturmayı tasarladığı yeni toplumsal düzenin inşası için kadın kazanımlarını hedefe alan düzenlemeler yapan iktidar her gün erkek devlet şiddetini yeniden üreten politikalarını hayata geçirmektedir. 6284 sayılı yasa hala uygulanmamakta, hatta yasanın sağladığı haklar kısıtlanmaya çalışılmaktadır. 6284 sayılı yasanın hedefe konulması ile eril yargının cezasızlık politikaları kadına yönelik şiddeti, tacizi, tecavüzü ve kadın cinayetlerini arttırmaktadır. Bizler; “Erkek adalet değil, gerçek adalet!” demek için kadın cinayetlerinin münferit değil, politik olduğunu haykırmak için alanlardayız” diye konuştu.

KULUÇKA MAKİNESİ DEĞİLİZ!

“Ataerkil kapitalizm, yaşamımız ve kazanımlarımıza dönük saldırıları arttırarak muhafazakâr toplumu bedenimiz üzerinden inşa etmek istemektedir. Bizleri eve, aileye, kocaya, babaya ait ‘makbul’ kadınlar olmaya, bedenimizi kuluçka makinası, kariyerimizi annelik olarak tanımlamaya çalışmaktadır. Sosyal destek adı altında kadınlara yapılacak barınma yardımını en az üç çocuk doğurma koşuluna bağlamakta. Bakım sorumluluklarıyla birlikte ev içinde artan iş yükümüz cinsiyetçi iş bölümünü derinleştirirken kadınları koruyan ve güçlendiren uygulamalar yerine esnek çalışma modeliyle bizleri düşük ücretlerle güvencesiz, örgütsüz çalıştırmaya mahkûm etmekte ücretli-ücretsiz emeğimizi daha da değersizleştirmenin yolları aranmaktadır. İktidar desteğiyle her gün bir kentte örgütlenen ‘aile yürüyüşleri’ adı altında LGBTİ+ karşıtı gösterilerle homofobi ve nefret söylemleri körüklenmektedir. Kimliğimizi yok sayanlara, bizleri erkeğe, sermayeye ve devlete daha da bağımlı hale getirmek için her türlü krizi fırsata çevirmenin hesabını yapanlara karşı emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz üzerindeki binlerce yıllık erkek egemen denetimine son vermek için alanlardayız. Ve Susmuyoruz, Korkmuyoruz, İtaat Etmiyoruz’” şeklinde konuşan Ayşe Anar, yaşadıkları ekonomik şiddeti de şu ifadelerle anlatıyor.   

“Artan işsizlik, yoksulluk, güvencesiz, kayıt dışı çalışma ile birlikte krizin yarattığı ekonomik şiddeti en ağır biçimde biz kadınlar yaşıyoruz. Temel tüketim maddelerine, elektrik, doğal gaz, akaryakıta art arda yapılan zamlardan ve ücretlerin giderek erimesinden en fazla etkilenen kesim yine güvencesiz, esnek, işgücü piyasası içerisinde, örgütlenme hakkından yoksun, emek sömürüsüne daha yoğun maruz kalan, biz kadınlar oluyoruz. Ekonomik krizin derinleştiği, işsizliğin arttığı koşullarında kadınlar olarak daha da yoksullaştık, yoksunlaştık. Emeğimizin yok sayılmasına, işsizliğe, yoksulluğa, güvencesiz, kayıt dışı sömürü koşullarında çalışmaya karşı, güvenceli çalışma, güvenli gelecek talebimizi haykırmak için alanlardayız” şeklinde konuştu.  

ÜLKE KAYNAKLARI, BÜTÇE GÜVENLİKÇİ POLTİKALARA VE SAVAŞA AKTARILMAKTADIR

KESK Samsun Kadın Meclisi adına Ayşe Anar; “Bugün krizde olan ataerkil kapitalizm; savaşlar çıkarmakta doğayı talan etmekte, kadınları, çocukları, emekçileri, halkları her geçen gün artan sömürü çarkının içine çekerek bu krizden çıkmaya çalışmaktadır. İşsizliğin, yoksulluğun bu kadar arttığı, ekonomik krizin derinleştiği koşullarda ülke kaynakları ve bütçe, güvenlikçi politikalara, savaşa aktarılmaktadır. Bizler daha fazla yoksulluk, şiddet, göç ve ayrımcılık anlamına gelen savaşların son bulmasını, eşit ve özgürce bir arada yaşamamızın sağlanacağı demokratik koşulların oluşmasını istiyor ve bunun için mücadele ediyoruz. Ve bu 25 Kasım’da da; şiddete, cinsiyetçiliğe, savaşa, yoksulluğa karşı; eşitlik, adalet, barış ve özgürlük için alanlardayız” diye ifade etti.  

FITRATIMIZDA ÖZGÜRLÜK VAR!

KESK Samsun Kadın Meclisi adına konuşmasını sürdüren Ayşe Anar; “İktidar, seçime giderken temel hak ve özgürlüklere, sendikal eylem ve etkinliklere dönük saldırılarla toplumsal muhalefeti hedef almaktadır. Meclisten çıkardığı sansür yasası ile bir yandan muhalif basını susturmayı, öte yandan sosyal medya paylaşımları üzerinden tüm topluma gözdağı vermeyi amaçlamaktadır. Üniversite öğrencileri, siyasetçiler, sanatçılar, özgür basın emekçileri, sendikal mücadele yürüten ve hakları için direnen kadınlar keyfi, hukuksuz gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalmaktadır. Biz kadınlar toplumsal alanın her aşamasında varız ve var olmaya devam edeceğiz. Yaşadığımız her türlü erkek-devlet şiddetinin karşısında da birlikte mücadele edip yılmadan hayatlarımıza ve emeğimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Baskılara asla boyun eğmeyeceğiz. Kadın katliamlarına, savaşlara, yoksulluğa, homofobiye, doğa ve yaşam alanlarımızın talanına karşı direnişimizden de asla vazgeçmeyeceğiz. İşyerlerimizde, evlerimizde, sokaklarda ve yaşamın her alanında birlikteliğimizden ve dayanışmamızdan aldığımız gücün kararlılığıyla bize sınırlar çizmeye çalışanlara inat ‘fıtratımızda özgürlük var!’ diyoruz. Saçımızın teline, haklarımıza, özgürlüğümüze sahip çıkıyor ve haklarımıza yönelik tüm saldırılar karşısında direnişimizi büyütüyoruz” dedi.

 

Tarih: 24-11-2022

FACEBOOK YORUM
Yorum